İçeriğe geç
Şehir Rehberi

Faztazi Aleti İle İşini Gören Dilara

Çantasından su geçirmez kılıftaki analiz defterini ve el fenerini çıkardı. Rüzgâra ve deniz serpintisine rağmen, ahşap dikmelerdeki lif kopma grafiklerini ve taş kaidedeki kireç erozyon haritalarını kâğıda aktarmaya başladı. Mürekkep kâğıda işledikçe mesleki birikimini kimsenin elinden alamayacağını biliordu.

Tansel, Kasımpaşa’nın Haliç’e inen, rüzgârlı ve yağmur altında ışıldayan Bahriye Caddesi’nin ıslak taşlarında adımlarını ağır ağır atıyordu. Kucağındaki su geçirmez rölöve kılıfını Tersane tarafından esen sert poyrazın getirdiği soğuk kış serpintisinden korumaya çalışırken, günlerdir süren uykusuzluktan dizlerinin direncini kaybettiğini hissediyordu. İstanbul Teknik Üniversitesi Mimari Restorasyon ve Yapı Malzemeleri Bölümü’nden dereceyle mezun olduktan sonra, Kasımpaşa ve Hasköy hattındaki 19. yüzyıl sonu Osmanlı askeri dikimhanelerinin döküm demir kolonlarındaki pas birikimini ve ahşap çatı karkaslarındaki lif kopmalarını inceleyen bağımsız bir restorasyon projesinde baş saha mimarı olarak göreve başlamıştı. Ancak projeyi üstlenen inşaat firması, yapı üzerindeki hukuki pürüzleri gerekçe göstererek şantiyeyi bir gecede mühürledi ve çalışanların alacaklarını ödemeden sırra kadem bastı. Tansel, dikimhane mahzenlerinden derlediği strüktürel korozyon haritaları ve statik deformasyon paftalarıyla ortada kaldığı gibi, sahada kiraladığı hassas dijital kumpasların ve lazer tarayıcıların ağır kiralama borcuyla baş başa bırakıldı.

Ocak ayının ısırıcı soğuğunda Kasımpaşa İskelesi’ne doğru yürürken cebinde kalan son otobüs parasıyla ne yapacağını düşünüyordu. Piyalepaşa’da kiraladığı küçük çatı katı odasının sahibi, ödenmeyen iki aylık kira yüzünden o akşam kapının kilidini değiştirmiş ve Tansel’in teknik çizim masası dışındaki eşyalarını kapı önüne koymuştu. Kucağındaki çantada sadece dereceli rapidoları, kumpasları ve el çizimi mizanpaj defteri vardı. Tarihi dikimhanenin kapısındaki ıslak mermer basamağa çöktü. Yıllardır verdiği tüm mesleki emeğin bir anda yok sayılması göğsüne ağır bir taş gibi oturdu.

Gözyaşlarını poyraza verip çantasından çizim bloknotunu çıkardı. Cılız sokak lambasının sarı ışığı altında, döküm demir kolonlardaki gerilim çatlaklarını ve ahşap dikmelerdeki çürüme sınırlarını milimetrik kâğıda aktarmaya başladı. Kalem kâğıda her dokunduğunda içindeki kırgınlık mesleki bir tutkuya dönüşüyordu. O sırada sokağın başından geçen ve Haliç Tarihi Askeri Yapılar Koruma Kurulu’nu yöneten kıdemli bir restoratör mimar, basamakta titreyerek pürüzsüz statik deformasyon paftası çizen Tansel’i fark etti. Kâğıttaki teknik hassasiyeti gören uzman, genç kadına Kasımpaşa ve Hasköy Kentsel Miras Restorasyon Projesi’nde baş saha koordinatörü olarak çalışma imkânı sağladı. Tansel, Kasımpaşa’nın tarihi dokusu arasında İstanbul’un ona pes etmeme gücünü bahşettiğini anladı.

Vaniköy Yalı Sokağı’nda Kayıp Osmanlı Baharat Deposu ve Ahşap-Kâgir Taşıyıcı Atlası

Büşra için İstanbul, Üsküdar Vaniköy’ün Boğaz’a paralel uzanan Yalı Sokağı boyunca sıralanan tarihi ahşap ve kâgir yapıların gölgelerinden, Karadeniz’den Boğaz’a süzülen dondurucu rüzgârdan ve dalga seslerinden ibaretti. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Yapı Elemanları ve Ahşap Konservasyonu Bölümü yüksek lisans mezunuydu; Vaniköy ve Çengelköy hattındaki 18. yüzyıl sonu Osmanlı baharat depolarının ahşap karkas strüktürlerinde ve taş kaidelerinde oluşan nem birikimi ile ahşap kurdu zayiatlarını inceleyen bağımsız bir araştırma projesinde çalışıyordu. Ancak projeyi üstlenen özel kültür vakfı, yönetim kurulundaki anlaşmazlıkları gerekçe göstererek araştırmayı aniden iptal etti. Büşra’nın sekiz aydır depo bodrumlarından topladığı ahşap lif ayrışması ve nem dağılım verileri kilitli kalan şantiye konteynerinde hapsedildi; üstelik dijital yüzey analiz cihazlarının kiralama faturası Büşra’nın üzerine yıkıldı.

Gece saat üçte, Vaniköy Parkı’nın kapkara Boğaz sularına bakan ıslak ahşap rıhtımında tek başına oturuyordu. Sonbahar yağmuru rıhtıma damlarken üzerindeki kaban sırılsıklam olmuştu. Kandilli’de kaldığı pansiyonun günlük ücretini ödeyemediği için eşyalarını tek bir sırt çantasına sığdırıp sahile sığınmak zorunda kalmıştı. Cebinde sadece ertesi günün dolmuş parası duruyordu. Karşı yakadaki Arnavutköy ışıklarının su üzerindeki yansımaları süzülürken geleceğe dair tüm umutları kararmıştı.

Dış referanslar

Kaynaklar

Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.

  1. guvenlibulusmarehberi.icuguvenlibulusmarehberi.icu