İçeriğe geç
Şehir Rehberi

Ağzından Çıkarmayan Escort Göksu

Göksu, antika denizcilik ve gök nirengi cihazları ile pirinç oktantlar (açık denizde ufuk ile gök cismi arasındaki 45 derecelik açıyı ölçen yansıtmalı enstrümanlar) restorasyonu üzerine çalışan, 19. yüzyıl Osmanlı kalyon kaptanlarının kullandığı döküm pirinç oktantların mikron ölçeğindeki derece yaylarını ve cıvalı ayna tutucularını kalibre eden yirmi dördüncü yaşına girmiş bir pirinç ustasıydı. Kadıköy’ün.

Göksu, antika denizcilik ve gök nirengi cihazları ile pirinç oktantlar (açık denizde ufuk ile gök cismi arasındaki 45 derecelik açıyı ölçen yansıtmalı enstrümanlar) restorasyonu üzerine çalışan, 19. yüzyıl Osmanlı kalyon kaptanlarının kullandığı döküm pirinç oktantların mikron ölçeğindeki derece yaylarını ve cıvalı ayna tutucularını kalibre eden yirmi dördüncü yaşına girmiş bir pirinç ustasıydı. Kadıköy’ün eski denizcilik ve fener geçmişine yakın durabilmek için Fenerbahçe’de, Fener Kalamış Caddesi’ne inen dar aralıktaki eski bir kayıkhane deposunu atölye-ev kiraladı.

Göksu’nun mücadelesi; sertleştirilmiş pirinç kaynak tellerinin, optik ayna cila yağlarının fahiş maliyeti ve Marmara’dan esen fırtınaların getirdiği ağır tuzlu nemin metal yüzeylerde hızlıca yeşil korozyon oluşturma riskiydi. Gündüzleri Kalamış Yat Limanı yakınlarındaki teknelerde parça başı sintine temizliği yapıyor ve balık kasası taşıyor, gece yarısı ise atölyesindeki sarı masa lambasının altında mikroskopla oktantın aşınmış açı kollarını temizliyordu. Odasında ısıtıcı olmadığı için kışın soğuktan uyuşan hands, milimetrik derece çizgilerini kazımasını imkânsız hale getiriyordu.

Kırılma noktası, özel bir marine müzesi için restore ettiği 1835’lere ait pirinç döküm ve abanoz iskeletli antika bir oktant cihazının teslim gününden bir gece önce yaşandı. Fener Kalamış Caddesi’nde yapılan altyapı kazısı sırasında kepçenin ana su borusunu patlatması sonucu, tazyikli su Göksu’nun atölyesinin pencerelerinden içeri doldu. Su, doğrudan temizlenmiş ve koruyucu cila yağı sürülmemiş mekanik cihazın üzerine aktı.

Göksu, dondurucu suyun içinden cihazı saniyeler içinde çekti. Islanan hassas pirinç parçalar saatler içinde oksitlenip ayna eksen mekanizması kilitlenebilirdi. Sırılsıklam halde atölyeden çıkıp Fenerbahçe Feneri’nin tarihi taş duvarlarının dibine koştu. Mahalledeki kapalı bir ekmek fırınının sıcak havalandırma alanına sığınarak, cihaz parçalarının üzerindeki suyu mikrofiber bezlerle saatlerce çekti. Sabaha kadar fırının kademeli ısısında parçaları kurutup kalibrasyonu baştan uyguladı. Ertesi günİstanbul’un devasa ve çoğu zaman acımasız ritminde hayata tutunmaya çalışan pek çok insanın sesi yankılanır. Bu şehir, kimine saraylar sunarken kiminin omuzlarına kaldırması güç yükler bindirir. İşte o hikâyelerden biri:

İstanbul, o sabah gri bir sis perdesinin ardına saklanmıştı. Beyoğlu’nun dar, taş döşeli arka sokaklarından birinde, tarihi ama bakımsız bir apartmanın bodrum katında yaşayan Elnaz, rutubet kokan odasının penceresinden dışarı bakıyordu. O pencere, sokağı sadece gelip geçen insanların ayak bilekleri seviyesinden görürdü. Elnaz, iki yıl önce üniversite okumak için tek başına İstanbul’a gelmiş, ancak babasının ansızın işsiz kalması ve sağlık sorunları yaşamasıyla bir anda hayatın en sert yüzüyle tanışmıştı.

Dış referanslar

Kaynaklar

Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.

  1. guvenlibulusmarehberi.icuguvenlibulusmarehberi.icu