Tarihî Galata Kulesi’nin gölgesine sığınan arnavut kaldırımlı dar sokaklardan Karaköy rıhtımına doğru inen keskin ekim poyrazı, asırlık Ceneviz binalarının taş duvarlarını döverken, Beyoğlu’ndaki bir anadolu lisesinin son ders zili gürültüyle çaldı. On yedi yaşındaki Melisa, okul ceketinin üzerine giydiği lacivert kaşe montun düğmelerini sıkıca ilikleyip ağır sırt çantasının askılarını omuzlarında düzeltti. Sınıf arkadaşlarının İstiklal Caddesi’ndeki kafeteryalara gülüşerek gitme tekliflerini nezaketle geri çevirerek, adımlarını Galata Kulesi’nin hemen yanında, restore edilmiş tarihi bir taş binanın zemin katında yer alan uluslararası sanat galerisi ve kültür mirası restorasyon acentesine doğru hızlandırdı.
Melisa, sekiz ay önce babasını Haliç tersanesindeki bir restorasyon iskelesinin çökmesi sonucu meydana gelen kazada yitirdikten sonra yatalak babaannesi ve ilkokula giden küçük erkek kardeşinin tüm geçim yükünü omuzlamıştı. Kasımpaşa’daki dik bir yokuşun başındaki mütevazı kiralık dairenin masraflarını ödemek, babaannesinin her ay yenilenen özel medikal bakım ürünleri ile kardeşinin okul masraflarını karşılayabilmek için hafta içi her gün ders bitiminde bu acentede akşam sekreteri ve uluslararası sanat eseri tescil kayıt personeli olarak çalışıyordu.
Büro; taze filtre kahve, antika ahşap cilaları, balmumu kokusu ve yüksek hızlı tarayıcıların ritmik vızıltısıyla kaplı son derece vakur, kurumsal ama yüksek tempolu bir mekândı. Melisa’nın görevi; Viyana ve Floransa merkezli müzayede evlerinden gelen tablo ve heykel ekspertiz raporlarını sisteme işlemek, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu onay dosyalarını kodlarına göre klasörlemek, gelen uluslararası kuryeleri karşılayarak eser mülkiyet sertifikalarını teslimat defterine kaydetmekti. Saatlerce ekran karşısında katalog numaralarını, eser dönem katsayılarını ve döviz kurlarını doğrulamaktan göz pınarları kurur, topuklu ayakkabılar içinde ayak tabanları sızlar ve dev ciltli sanat arşiv klasörlerini üst raflara taşımaktan kolları ile sırtı ağrırdı.
Melisa’nın en büyük arzusu ise Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sanat Tarihi ve Müzecilik Bölümü’nü kazanıp dünya çapında eserleri koruyan vizyoner bir küratör olmaktı. Sekreterlik masasının altındaki çekmeceye YKS Sözel/Eşit Ağırlık özet kartlarını ve Tarih-Edebiyat ders föylerini gizlice yerleştirmişti. Bir yandan dahili telefon hatlarını yönlendirip kurye zimmetlerini yaparken, göz ucuyla çekmecedeki sanat akımları, paragraf soruları ve coğrafya analizlerini zihninden çözüyordu. Arkadaşları evlerinde rahatça test çözerken, o, klavye tıkırtıları ve dev müzayede kataloglarının ortasında geleceğini tırnaklarıyla kazıyordu.
O akşam, uluslararası bir bienal sergisi için İtalya’dan getirilen nadide Osmanlı dönemi hat levhalarına ait acil bir ekspertiz ve tescil dosyasının taranması, numaralandırılması ve e-imza portalına yüklenmesi son ana kaldı. Şirketin kıdemli operasyon sekreteri acil bir müze denetimi için Topkapı Sarayı’na gidince, tüm tarama, kontrol, kodlama ve arşiv yükleme işi Melisa’nın omuzlarına bindi. Gece saat onu geçtiğinde elleri kâğıt kesiklerinden sızlamaktan hissizleşmiş, bacakları yorgunluktan titriyordu. Binanın ağır meşe kapısını kilitleyip Karaköy Tramvay Durağı’na doğru yürürken cebindeki günlük yevmiyesi ve çantasındaki bitirilmiş test fasikülüyle İstanbul’un dondurucu gecesinde kendi geleceğini inşa etmenin gururunu taşıyordu.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.