Haziran ayının ilk sıcaklarında Galata’nın dar ve taş sokaklarından yükselen ıhlamur kokuları tarihi bir apartman dairesine dolarken Aslı, büyütecinin altında 19. yüzyıl Osmanlı dönemine ait nadide bir gümüş sikkenin mikro-aşınma izlerini inceliyordu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Nümismatik ve Eski Çağ Sikkeleri Anabilim Dalı’nda doktora yapan Aslı, gündüzleri Doğu Akdeniz ticaret ağlarında kullanılan antik darbelerin metal alaşımlarını ve mühür tekniklerini haritalandıran, kendi halinde, son derece titiz bir araştırmacıydı. Ancak, sikkelerin elemental bileşimini zarar vermeden ölçen XRF (X-ışını Floresan) spektrometre cihazlarının kullanım bedelleri, Viyana Nümismatik Derneği arşivlerine erişim lisansları ve tez kataloğu için gereken yüksek çözünürlüklü makro-görüntüleme ekipmanları, akademinin kısıtlı bütçelerini çoktan aşmıştı. Bu durum, onu kendi koyduğu sarsılmaz kurallarla yönettiği ikili bir hayata yöneltmişti. Kampüs arşivinde tozlu kadife kutular arasında çalışan mütevazı bir akademisyen olan Aslı; İstanbul’un dev antikacıları, özel müze sahipleri ve madeni para koleksiyonerleri arasında ise tarihsel metalurji hakimiyeti, zarafeti ve sarsıcı gözlem gücüyle tanınan seçkin bir refakatçi olan "Sikke"ydi.
Son randevusu, Nişantaşı’nda özel güvenlikli ve iklimlendirmeli bir rezidans dairesinde, Avrupa merkezli bir antika yatırım fonunun Türkiye temsilcisiyle gerçekleşti. Müşterisi onu, İsviçreli müzayede evi sahiplerine vereceği prestijli bir akşam yemeğinde kendisine eşlik etmesi ve nadir koleksiyon parçaları üzerine derin sohbetler yürütmesi için kiralamıştı. Yemek salonunun korumalı vitrininde sergilenen ve Lidyalılar dönemine ait dünyadaki bilinen ilk elektrum (altın-gümüş alaşımı) sikkelerden biri olduğu iddia edilen eser Aslı’nın dikkatini çekti. Müşterisinin gururunu ve kibrini zekice sorularla besleyen Aslı, kadehini yudumlarken gözleriyle sikkenin üzerindeki darp izlerini, kenar çatlaklarını ve patin tabakasının kristalize yapısını inceledi. Darp kalıbının kenar izlerindeki mikro-pürüzlerin antik çekiç darbeleriyle değil, modern lazer gravür yöntemiyle oluşturulduğunu ve yüzeydeki patinin kimyasal bir asit banyosuyla eskitildiğini anında tespit etti. Aslı, adama hissettirmeden sunduğu teorik metalurji ve darp teknikleri detaylarıyla sikkenin son derece nitelikli bir sahtecilik ürünü olduğunu anlamasını sağaldı ve adamın bu sahte parçaya milyonlarca avro ödeyip müzayede dünyasında rezil olmasını engelledi.
Gece sona erip kazandığı yüksek miktardaki ödemeyi aldığında Aslı, sadece kendi araştırmalarını ve bütçesini güvenceye almakla kalmadı. Bu kazancın bir kısmıyla, Anadolu’daki küçük müzelere envanter kaydı olmayan antik sikkelerin dijitalleştirmesini yapan bağımsız bir genç arkeolog grubuna gizlice mikro-tarama cihazları satın aldı. Ertesi sabah fakültedeki masasına dönüp cımbızıyla bir başka gümüş sikkeyi eline aldığında, ne akşamın ihtişamından ne de "Sikke" kimliğinden tek bir iz kalmıştı. Aslı için bu çift hayat, bir çaresizlik değil; tarihin ve metallerin dilini konuşarak kendi bağımsızlığını inşa ettiği, sahtekarlıkları açığa çıkarırken insanlığın gerçek somut mirasını koruduğu stratejik bir satranç oyunuydu.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.