Süleymaniye Külliyesi’nin batı duvarlarından Vefa’daki tarihi bozacı sokaklarına doğru esen dondurucu ekim poyrazı, asırlık çınarların sararan yapraklarını ve Arnavut kaldırımlı dar yokuşları savururken, Fatih’teki bir Anadolu lisesinin son ders zili gürültüyle çaldı. On yedi yaşındaki İpek, okul ceketinin üzerine giydiği lacivert kaşe montun önünü ilikleyip ağır sırt çantasının askılarını omuzlarında düzeltti. Sınıf arkadaşlarının Vefa Meydanı’ndaki kafe ve çay ocaklarında oturma tekliflerini nezaketle geri çevirerek, adımlarını Vefa Caddesi üzerinde yer alan, XIX. yüzyıldan kalma restore edilmiş iki katlı tarihi ahşap bir binadaki uluslararası süreli yayınlar me nadir matbu eser dijitalleştirme acentesine doğru hızlandırdı.
İpek, dokuz ay önce babasını Tarihi Yarımada’daki eski bir kütüphane binasının çatı restorasyonu sırasında ahşap taşıyıcıların çökmesi sonucu meydana gelen kazada yitirdikten sonra yatalak anneannesi ve ilkokula giden küçük erkek kardeşinin tüm geçim yükünü sırtlanmıştı. Zeyrek’in nemli ve dik yokuşlarından birindeki kiralık dairenin masraflarını ödemek, anneannesinin her ay yenilenen özel medikal sarf malzemeleri ile kardeşinin okul masraflarını karşılayabilmek için hafta içi her gün ders bitiminde bu acentede akşam sekreteri ve dijital arşiv tescil personeli olarak çalışıyordu.
Büro; taze filtre kahve kokusu, matbaa mürekkebi, kâğıt koruyucu solüsyonlar, tarihi matbu gazete ciltleri ve yüksek hızlı hassas kitap tarayıcılarının ritmik vızıltısıyla kaplı son derece vakur, kurumsal ama yüksek tempolu bir mekândı. İpek’in görevi; Paris ve Londra merkezli Doğu Araştırmaları Enstitüleri’nden gelen Osmanlı dönemi süreli yayın matbu analiz raporlarını sisteme işlemek, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü onay dosyalarını kodlarına göre klasörlemek, gelen uluslararası kuryeleri karşırayarak kâğıdın asitlik derecesi (pH) ve çözünürlük test belgelerini teslimat defterine kaydetmekti. Saatlerce ekran karşısında sayfa tarama çözünürlüklerini, optik karakter tanıma (OCR) doğruluk katsayılarını ve uluslararası tescil numaralarını doğrulamaktan göz pınarları kurur, topuklu ayakkabılar içinde ayak tabanları sızlar ve dev cilt klasörlerini üst raflara taşımaktan kolları ile sırtı ağrırdı.
İpek’in en büyük arzusu ise İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü’nü kazanıp İstanbul’un paha biçilemez matbu arşivlerini ve nadir gazetelerini dijital evrene aktaran yetkin bir arşiv uzmanı olmaktı. Sekreterlik masasının altındaki çekmeceye YKS Eşit Ağırlık özet kartlarını ve Edebiyat-Tarih ders föylerini gizlice yerleştirmişti. Bir yandan dahili telefon hatlarını yönlendirip kurye zimmetlerini yaparken, göz ucuyla çekmecedeki edebiyat akımları, paragraf tahlilleri ve analitik geometri sorularını zihninden çözüyordu. Arkadaşları evlerinde rahatça test çözerken, o, klavye tıkırtıları ve dev gazete paftalarının ortasında geleceğini tırnaklarıyla kazıyordu.
O akşam, Beyazıt Devlet Kütüphanesi arşivinden getirilen XIX. yüzyıla ait üç ciltlik nadir Takvim-i Vekayi gazete nüshalarının Londra’daki Uluslararası Doğu Kitapları Koruma Merkezi’ne gönderilecek yetmiş beş parçalık Acil Dijitalleştirme ve Akreditasyon Dosyası’nın taranması, numaralandırılması me e-imza portalına yüklenmesi son ana kaldı. Şirketin kıdemli operasyon sekreteri acil bir arşiv tespiti için Beyazıt sahasına gidince, tüm tarama, kontrol, kodlama me arşiv yükleme işi İpek’in omuzlarına bindi. Gece saat onu geçtiğinde elleri kâğıt kesiklerinden sızlamaktan hissizleşmiş, bacakları yorgunluktan titriyordu. Ahşap binanın ağır kapısını kilitleyip Vezneciler Metro Durağı’na doğru yürürken cebindeki günlük yevmiyesi ve çantasındaki bitirilmiş test fasikülüyle İstanbul’un dondurucu gecesinde kendi geleceğini inşa etmenin gururunu taşıyordu.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.