Kasım ayının yağmurlu ve rüzgârlı bir perşembe öğleden sonrasında Boğaz’dan süzülen soğuk sis Çatladıkapı sahillerini kaplarken Selen, Nükleer Enerji ve Radyasyon Fiziği Araştırma Laboratuvarı’ndaki yüksek saflıktaki germanyum (HPGe) gama spektrometresi terminalinde reaktör kalbindeki nötron akı haritalarını ve izotop bozunma zincirlerini inceliyordu. İstanbul Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü’nde doktora yapan Selen, gündüzleri dördüncü nesil erimiş tuz reaktörleri için radyasyona dayanıklı seramik kaplamalar ve erimeleri önleyen pasif güvenlik sistemleri tasarlayan, bol kazağı, gözlükleri ve arkada topladığı saçlarıyla çekirdek fiziğine adanmış bir akademisyendi. Ancak, araştırma reaktörünün nötron ışınlama kanallarının saatlik fahiş kullanım bedelleri, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (IAEA) nükleer veri simülasyon lisansları ve tezi için ihtiyaç duyduğu yüksek saflıktaki zirkonyum alaşım numunelerinin maliyeti, akademinin dar bütçelerini çoktan aşmıştı. Bu finansal darboğaz, onu kendi koyduğu sarsılmaz prensiplerle yönettiği ikili bir hayata yöneltmişti. Kampüs laboratuvarında Geiger sayaçları ve plazma simülasyonları arasında kaybolan mütevazı bir akademisyen olan Selen; İstanbul’un dev enerji konsorsiyumu sahipleri, küresel madencilik devleri ve uluslararası altyapı fon yöneticileri arasında ise nükleer fizik hakimiyeti, sarsıcı zarafeti ve keskin gözlem gücüyle tanınan seçkin bir refakatçi olan "İzotop"tu.Son randevusu, Bebek sırtlarında Boğaz’a hakim yüksek güvenlikli lüks bir malikânede, uluslararası bir temiz enerji ve madencilik yatırım fonunun Türkiye direktörüyle gerçekleşti. Müşterisi onu, Avrupalı enerji devlerinin temsilcilerine ve altyapı diplomatlarına vereceği prestijli bir akşam yemeğinde kendisine eşlik etmesi, küçük modüler reaktörler (SMR) ve nükleer füzyon teknolojileri üzerine entelektüel sohbetler yürütmesi için kiralamıştı. Yemek salonunun yanındaki özel iklimlendirmeli gösterim alanında, fonun Doğu Akdeniz’de kurmayı planladığı yüzer nükleer santral projesi için satın almaya hazırlandığı yeni nesil bor karbür nötron emici kontrol çubuklarının radyasyon direnç ve korozyon test raporları Selen’in dikkatini çekti. Müşterisinin kibrini ve projeyle övünme arzusunu zekice sorularla besleyen Selen, kadehini yudumlarken gözleriyle rapordaki nötron tesir kesiti ($10B$) verilerini ve termal şişme katsayılarını zihninde analiz etti. Kontrol çubuklarının yüksek nötron akısı altında helyum gazı biriktirerek çatlayacağının raporda sahtecilikle gizlendiğini, çubukların sıkışması durumunda reaktörün kontrolsüz güç artışına (runaway) girerek çekirdek erimesine yol açacağını anında tespit etti. Selen, adama hissettirmeden sunduğu teorik reaktör kinetiği ve gecikmiş nötron payı ($β$) sorularıyla rapordaki bu devasa nükleer sahtekarlığı ve hayati mühendisling gizlemesini fark etmesini sağaldı; fonun hem milyarlarca dolarlık ağır bir kayıptan hem de felaketle sonuçlanacak bir nükleer kaza skandalından kurtulmasını sağaldı.Gece sona erip kazandığı yüksek miktardaki ödemeyi aldığında Selen, sadece kendi araştırmalarını ve bütçesini güvenceye almakla kalmadı. Bu kazancın bir kısmıyla, kanser tedavisinde kullanılan hedeflenmiş radyoizotop ilaçların yerli olarak üretilmesi üzerine çalışan bağımsız bir genç nükleer tıp ve fizik öğrencileri kolektifine gizlice finansal kaynak sağladı. Ertesi sabah enstitüdeki masasına dönüp gama spektrometresinin kalibrasyon ayarlarını yapmaya başladığında, ne akşamın ihtişamından ne de "İzotop" kimliğinden tek bir iz kalmıştı. Selen için bu çift hayat, bir çaresizlik değil; atomun ve çekirdeğin matematiğini kullanarak kendi bağımsızlığını inşa ettiği, sahte raporları açığa çıkarırken gezegenin güvenliğini ve bilimin etiğini koruduğu stratejik bir satranç oyunuydu.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.